Gönderen Konu: Gülme Zamanı  (Okunma sayısı 808 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ETİKET

  • Kücük Üye
  • **
  • İleti: 50
  • Rep: 0
    • Profili Görüntüle
Gülme Zamanı
« : 27 Ocak 2011, 17:01:33 »


Gülme Zamanı

Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama:- 'Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum'...Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış:
-
'Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş
edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına
koşarsa en çok sevdiği odur'...
Böylece ikisi havaya bir el ateş
edip hemen kendilerini yere atmışlar...
Kadın silah sesini duyar duymaz
koşarak içeri girmiş...
Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış.....:
- 'Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..!!!



Rehber Istanbulda bir
Amerikan turis kafilesini gezdiriyormuş ve istanbul hakkında bilgiler veriyormuş

- "iste burasi 1. bogaz köprüsü su tarihde yapildi insaati 3 sene sürdü" anlatmaya baslamiski Amerikali lafi bölerek
- "ooooo biz ayni köprüyü 2 senede bitirdik hemde bundan daha büyükdü." der rehber bozulur biraz derken sabancinin ikiz kulelerin yanindan gecerken rehber gene anlatmaya başlar
- "su kadar metre yüksek 2,5 senede yapildi" amerikali gene lafa karisir
- "bizde daha yüksekleri var 2 senede bitirdik" der ve rehber gene bozulur...tur devam ederken gurup sultan ahmet camisinin önünden gecerken
- "amerikali sorar bu ne zaman yapildi" diye sorar Rehberde

- "iki gün önce yokdu ne zaman yapmislar bende hatirlamiyorum..."



Yoksulun biri cimri mi cimri bir zengine gidip:
- Seninle benim babam Adem, annemiz de Havva değil mi? Öyleyse kardeşiz biz. Ama senin de bunca malın mülkün var. Kardeşçe paylaşalım şunu, dedi.
Zengin adam uşağına seslendi:
- Şuna bir mangır ver de bir an evvel gitsin başımdan.
Yoksul:
...- Efendim, neden doğru dürüst pay etmiyorsun?
Zengin:
- Aman sus! Öteki kardeşlerin bir haberi olursa payına bu kadar da düşmez !



Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Ne yapsa
makbule geçmiyor, basin hergün kendisiyle ugrasiyordu. Artik canina tak
etmisti ve "Öyle birsey yapayim ki, gazeteciler mat olsun" diye düsünürken
aklina bir fikir geldi. Bakanin bazi özel yetenekleri vardi ve bu yeteneklerinden
birini kullanarak basın mensuplarini etkilemeye karar vererek bir basin bildirisi
yayinladi : "Pazar günü saat 10:00 da bakan denizin üzerinde yürüyecek..."
Pazar sabahi saat 10:00 da tüm basin mensuplari bildiride belirtilen yerde
toplandilar... Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye
basladi ve karsi kiyiya kadar da yürüyerek ilerledi... Herkesin gözleri dehsetle
açilmisti. Fakat ertesi günütüm gazetelerde su baslik okundu :
"Bakan yüzme bilmiyor!.."



Köylünün biri bir gün istanbul gelir ve bir kuyumcuya girer. Kuyumcuya:
- Kardeş sen burda ne satıyon, der.
Kuyumcu da adamla dalga geçmek için:
- Eşek kafası satıyoruz, der.
Köylü de:
...- Vayy bayağı iyi iş yapıyon baksana dükkan da seninkinden başka eşek kafası kalmamış...



Çocuk babasına :
- Babacığım, annem ile nasıl evlendin?
Adam eşine dönüp :
- Görüyormusun, çocuk bile anlam veremiyor



Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek

- "yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş. Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız

- "gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz.
...
- " demiş. Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş.

- "Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar...

- " Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık... Ulan bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına

- "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, Öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış.

- "Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım"




Genç işadamı uçağa binmek üzere havaalanına geldi ve bilet denetimi yapılan masaya giderek elindeki valizleri teslim etti. "Biletimden anlayacağınız gibi, New York'a gidiyorum" dedi. Sonra da, valizlerini göstererek sözüne devam etti: "Ancak verdiğim yeşil valizini Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum." Görevli bayan, adama şaşkınlıkla cevap verdi: "Özür dilerim efendim ama, bunu yapmamız mümkün değil." Genç adam gülümseyerek: "Bunu duyduğuma çok sevindim" dedi. "Geçen sene yapmışsınız da!"



Ankara'da bir fakültede okuyan Ahmet, işi dalgacılığa vurur. Dersin dışında her konuyla ilgilidir. Yıl sonu yaklaşırken kötüye giden dersleri düzeltemeyeceğini görür. Atılacağı kesin gibidir. Annesine telgraf çeker: - "Anneciğim atılacak gibiyim, babamı hazırlayasın." Ertesi gün cevap gelir: - "Baban zaten hazırda... Sen kendini hazırla."



Çok kıymetli bir köpek evden kaçmış. Sahibi oturduğu küçük kentte çıkan yerel gazeteye bir ilan gönderip, bulana 1000 dolar ödül vaadetmiş. Fakat gönderdiği ilan gazetede çıkmamış. Öfkelenen adam doğruca gazete yönetimine gitmiş. - "İlan servisi şefiyle görüşmek istiyorum", demiş. Orada danışmada duran bir delikanlı "dışarıda" diye cevap vermiş. - "Ya yardımcısı?" - "O da yok" - "O halde yazı işleri müdürüyle konuşayım." - "O da dışarıda" - "Peki, ya gazetenin sahibi?" - "O da burada değil" - "İnanılır gibi değil! Nerede bu adamlar?" - "Köpeğinizi aramaya gittiler, efendim"