Gönderen Konu: Fıkralar (karışık)  (Okunma sayısı 706 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ETİKET

  • Kücük Üye
  • **
  • İleti: 50
  • Rep: 0
    • Profili Görüntüle
Fıkralar (karışık)
« : 27 Ocak 2011, 17:00:24 »


Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve LasVegas'ın yolunu tutar...

Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır.

Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder:

- "Hayatım, evde misin?"

- "Evet kocacığım."

- "İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım."

- Kadın sevinç dolu bir çığlık atar: “Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen hazırlanıyorum.. Peki ama nereye?? Paris?; Karayipler?; Acapulco?; Guney Amerika?..."


- Adam cevap verir: “ Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol.”



Bilim adamları 3 fare üzerinde 3 ülkenin içkilerinin etkisini test etmişler.Fransız içkisini içen fare küt diye düşmüş,İngiliz içkisini içen fare de küt diye düşmüş.En son fareye Türk Rakısı içirmişler,fare biraz sallandıktan sonra bağırmış "GETİRİN ULAN KEDİYİ...!"



Tırnaklarını yiyen çocuğa annesi,yememesini yoksa karnının şişeceğini söyler ama çocuk dayanamz yine yer,sonunda annesi çocuğa lastik eldiven takar,sonra birgün misafirliğe giderler,ev sahibi hamiledir.Bunu gören çocuk dayanamaz ve kadına "Ben senin karnının neden şiştiğini biliyorum" der.Kadın utanarak "Niye" diye sorar.Çocuk kendinden emin cevap verir "Lastiksiz yedin dimi"



2 deli varmış,delinin biri havuza atlamış,tam boğulacakken diğer deli bunu kurtarmış,bu haberi duyan doktorlar,arkadaşını kurtaran delinin yanına gelip demişler ki"sana bir iyi bir de kötü haberimiz var.İyi olan haber;arkadaşını kurtardığın için seni serbest bırakacağız,kötü haber ise;o kurtardığın arkadaşın odada kendini asıp intihar etmiş." Deli de doktora demiş ki "Haaa ondan haberim var,onu kuruması için ben astım"



Çocuk dua eder,"Allah'ım lütfen yarın anneannem ölsün" Bunu babası duyar ama seslenmez.Ertesi gün anneannesi ölür.Çocuk "yarında dedem" ölsün diye dua eder.Babası yine duyar ve ertesi gün dede de ölür.Çocuk bu seferde "babam ölsün" diye dua eder.Adam bunu da duyar ve sabaha kadar uyumaz ve ertesi günde ölümü bekler fakat ölmez.Akşam eve geldiğinde hanımını ağlamaklı bulur "hanım ne oldu" der.Hanım da "ne olacak bey,bizim kapıcı öldü" der



Doktor: Ne oldu size?
Kadın: Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş
dönse beni gebertene kadar dövüyor.
Doktor: Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi.
Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve
kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağızınız içinde
sürekli dolaştırın....
İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder.

Kadın: Evet doktor, harika bir çözümdü bu. Kocam eve sarhoş geldiği her
seferinde, yatıp uyuyana kadar ağzıma bir yudum çay alıp ağzımı çalkalar gibi
ağzımda dolaştırdım; ve kocam bana hiç dokunmadı.
Doktor: Gördünüz mü, ağzınızı kapalı tutmak ne kadar çok işe yarıyor...



Ögretmen sigara içerken bir ögrenciyi yakalar. Hemen ögrencinin ailesine haber verir. Ailesi falan gelir. Ertesi gün ögrenci sınıfa çok üzgün gelir. Ögretmen onu görünce gülerek " Noldu çok mu kızdı baban sana" der.. Ögrenci ise üzgün şekilde:
- Evet çok kızdı, o kadar para veriyom ala ala MALTEPE'mi alıyon lan eşşoleşşek... dedi.



Şakacı pilot iniş yaparken, kuleye
her seferinde "bilin bakalım ben kimim?" der. Kuledekiler çok sinir
olur. Bir gece pilot yine "bilin bakalım ben kimim?" der. Kuledekilerde
ışıkları söndürür. "Bil bakalım pist nerde?"



Kadin magazaya girmis ve duvara dayali duran iran halisina bakarken birden zort diye osurmus.utanarak magaza sahibine bu hali ne kadar demis.adam da valla hanim efendi bakarken osurdunuz fiyatini söylesem siçarsiniz heralde demis



Sarışın bir kadın bir dükkana girer adama şu küçük televizyonu almak istiyorum der. Adam kusura bakmayın sarışınlara eşya satmıyoruz der. Kadın bu duruma çok sinirlenir saçını siyaha boyar tekrar gider adana şu küçük televizyonu alabilir miyim der adam tekrar kusura bakmayın sarışınlara eşya satmıyoruz der. kadın çok sinirlenir sen benim sarışın olduğumu nerden biliyorsun der. Adam da iki gündür fırına televizyon diyorsunuz der.



iki heykel
Yıllarca, iki kahraman heykeli; biri erkek, biri dişi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmış, ta ki bir gün bir melek cennetten gelene kadar...

- "Sizler iyi ve örnek birer heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim. Yarım saat için sizi canlandıracağım, siz de bu süre içinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demiş. Ve melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış, birbirlerine biraz utanarak yaklaşmışlar, ama sonra hızla parktaki çalılıkların arkasına koşmuşlar.

Kısa bir süre sonra çalılıkların arkasından kikirdeşmeler, kahkahalar duyulmuş, çalılar sallanmış. Onbeş dakika sonra, çalılıklardan çıkmışlar, ikisinin de yüzünde geniş bir tebessüm varmış.

- "Onbeş dakikaniz daha var!" demiş melek, gözlerini anlamlı anlamlı kırparak... Dişi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayılmış ve erkek heykele dönmüş: - "Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben pisliyim kafasına!"



Ben anlamam
Hani su meşhur dörtlü vardiya...Bir İngiliz, bir Fransız,bir
Amerikalı bir Türk.. İşte bu defa onların esleri bir araya gelmiş önce İngilizhatun başlamış anlatmaya:
- Benim esim öyle romantiktir ki her sabah eline bir gül alır o gülü
tüm vücudumda gezdirerek beni uyandırır.

Amerikalı atlamış hemen:
- Aaa benim esimde çok romantiktir. Sabah ayak ucumuzdaki pencereyi
acar hafif rüzgar ayaklarımdan başlayıp tüm vücudumu gezerek beni
uyandırır ve esim mutlaka başucuma bir çiçek bırakmış olur.

Fransız gülümsemiş kendinden emin:
-Bunlar da ne ki benim esim her sabah ayaklarımdan başlayıp tüm
vücudumu ve en son da dudaklarımı öperek uyandırır beni, ben her sabah mutluluğun doruklarında uyanırım.

Sıra Türk hatuna gelince o şaşkın şaşkın diğerlerine bakmış ve demiş
ki:
-Ben öyle şeylerden anlamam çişim gelir uyanırım....



Temel akciger kanseri olmus, doktorlar, " Iki aydan daha fazla yasaman mucize olur!" demisler ve umitsiz oldugu icin tedaviye de son vermisler. Olecegini anlayan Temel, butun dostlariyla helallesmeye karar vermis. Fakat bizim Temel gordugu herkese kendisinin AIDS hastaligina yakalandigini ve iki ay icinde olecegini anlatiyor ve helal etmelerini istiyomus haklarini... Bunu duyanlar Temel'e helallik veriyorlarmis ama bir yandan da elini bile son bir defa sıkıp, kucaklasmaktan kaciniyorlarmis. Temel'in en iyi arkadasi Dursun Temel'in bu yaptigini duyunca sormus; "Ya Temel, anladik sen Kanser oldun olecen, neden millete AIDS oldum diyon, bak herkesi bir korku sardi" demis. Temel; "Ya Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi saglama alalim" dedim